…Temel Sorun; Temel Eğitim
Ayhan Ural ph.d.
Türkiye’yi de kapsayan uluslararası uzun dönemli bir eğitim arastırmasının sonuçları,
Türkiye’deki temel eğitimin niteliğini açık bir sekilde ortaya koymaktadır(OECD 2011).
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı -PISA (Programme for International Student
Assessment)- olarak bilinen arastırma, Ekonomik Đsbirliği ve Kalkınma Örgütünün -OECDüç
yıllık aralıklarla yaptığı ve 15 yas grubu öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerilerin
değerlendirilmesine yönelik yapılan bir tarama arastırmasıdır. Ekonomik Đsbirliği ve
Kalkınma Örgütü-OECD-, 1997 yılından itibaren üye ülkeler arasındaki eğitim isbirliğini
gelistirmek ve kullanılan eğitim yöntemlerini standartlastırmak amacıyla, 15 yasındaki
öğrencileri, bazı yeterlikleri açısından karsılastırmaya baslamıstır.
Türkiye’nin katıldığı 2003, 2006 ve 2009 PISA arastırmalarının Türkiye ile ilgili sonuçları
önemli bir değisim göstermeyerek, temel eğitim sisteminin basarısızlığını uzun dönemli bir
durum olarak ortaya koymustur. Her üç döneme iliskin arastırma sonuçlarına göre
Türkiye’deki öğrenciler, fen, matematik ve okuma-anlama alanlarında alt düzey yeterliklere
sahiptirler. Her bir alana iliskin alt düzey öğrenci yeterlikleri asağıda genel olarak
verilmistir(MEB 2005: MEB 2007: OECD 2011):
Fen alanına iliskin alt düzeydeki öğrenciler; alısılmıs durumlarda olası açıklamaları yapabilir,
basit arastırmalara dayanan sonuçlar çıkarabilecekleri bilimsel bilgiye sahiptirler, teknoloji ile
ilgili problem çözebilmek için mantıksal çıkarımlar yapabilir, bilimsel sorgulamaların
sonuçlarına göre mantıksal çıkarımlar ve basit yorumlar yapabilirler.
Matematik alanına iliskin alt düzeydeki öğrenciler; sorunun açıkça belirtildiği, çözüm için
gerekli bütün bilgilerin verildiği, bilinen bir kapsam içerisinde sunulmus olan soruları
cevaplayabilirler. Bu öğrenciler, bilinen durumlarla ilgili olarak verilen belirgin yönergelere
göre bilgileri ayırt edebilir ve rutin islemleri yapabilirler. Açık olan ve tek bir uyarıcıyı takip
etmekle yapılabilen islemleri gerçeklestirebilirler.
Okuma-anlama alanına iliskin alt düzeydeki öğrenciler; bir metindeki ana düsünceyi
belirleyebilir, iliskiler arasında basit kategoriler olusturabilir veya metnin sınırlı bir kısmından
anlam çıkarabilir, metin dısındaki bilgilerle metin arasında karsılastırma yapabilir, iliski
kurabilir ya da kisisel deneyim ve tutumlardan hareket ederek metnin bir özelliğini
açıklayabilir, bilgiyi bulmak ve yorumlamak için bir paragraftaki mantıksal ve dilbilimsel
bağlantıları takip edebilir veya yazarın amacına iliskin çıkarımlar yapmak için metnin tümü
veya bölümlerindeki bilgilerden çözümlemeler yapabilir, basit ağaç diyagramı ya da tablo gibi
görsel bir sunumun temelindeki yapıyı anladığını gösterebilir. Bir grafik ya da tablodaki iki
bilgiyi birlestirebilir.
Bu sonuçlar, Türkiye’deki örgün temel eğitimin basat amacı olan bireyi yasama hazırlamanın
gerçeklesmediği seklinde yorumlanabilir. Ayrıca, ortaya çıkan bu durumun sorumluluğunu da
süreci kurgulayıp yönetenlere yüklemek gerekmektedir. Đlgili dönemde Türkiye’de, örgün
temel eğitim alanını ve okulu çocukların -gençlerin- olmaktan çıkarıp, ulusal ve uluslararası
sermayenin yatırım alanına ve ideolojilere kaynaklık eden ortamlara dönüstüren politikalar
egemen olmus ve olmaktadır. Bugün Türkiye’de evrensel sözlesmelerle güvence altına alınan
eğitim hakkının kullanımını gerçeklestirecek uygulamalara gereksinim duyulmaktadır. Bunun
için öncelikle, devletin iyi temel eğitim (Ural 2009) ölçünlerine uygun bir eğitim anlayısını
benimsemesi gerekmektedir. Bu ölçünlere iliskin kısa bir açıklama asağıda sunulmustur:
Đyi temel eğitim, herhangi bir ayrımcılık unsuru içirmeyen, herkesin özgür ve etkili bir sekilde
erisimine açık, kabul edilebilir fiziksel erisim mesafesinde sunulmalıdır. Temel eğitimde
erisilebilirlik, ancak eğitimin bir kamu hizmeti olarak benimsenip sunulmasıyla sağlanabilir.
Eğitimi, piyasa anlayısla veya gönüllü kuruluslar -sivil toplum örgütleri- aracığıyla sunma
düsüncesi, eğitim hakkının engellenmesine yol açacak sonuçlar doğurmaktadır.
Đyi temel eğitimde içerik, kabul edilebilir bireysel ve toplumsal gelisim hedeflerine uygun,
bir yandan bireyin özgünlük ve özgürlüğünü desteklerken diğer yandan da toplumsal
gereksinimleri karsılayabilecek düzeyde bilimsel ve yenilenebilir olmalıdır.
Đyi temel eğitim, bireyin güvenlik, sağlık, çalısma, beslenme, oyun ve dinlenme
gereksinmelerini karsılar fiziksel ortamlarda verilmelidir. Temel eğitim düzeyinde gereksenen
öğretim araç ve gereçleri kabul edilebilir nitelik ve nicelikte sağlanmıs olmalıdır.
Đyi temel eğitimin isleyisi, kabul edilebilir yöneticilik eğitimi almıs yöneticilerce yönetilen,
program hedeflerinin gerektirdiği uzmanlık alanlarında kabul edilebilir öğretmenlik eğitimi
almıs öğretmenler ve etkili bir öğrenmenin sağlanacağı diğer eylemleri gerçeklestirecek kabul
edilebilir bir eğitim almıs isgörenlerce yürütülmelidir.
Türkiye’deki temel eğitim politika ve uygulamalarının sorgulanmasında, yukarıda belirtilen
ölçünler esas alınarak olusturulacak sorulara yanıt aranmalıdır. Đlgili sorulardan bazıları sunlar
olabilir:
Türkiye, eğitimin temel bir insan hakkı olduğu yönündeki uluslararası hukuk metinlerine imza
koyarken hangi yükümlülüğün altına girmistir? -imzanın anlamı nedir?-
Türkiye’de temel eğitim okulları arasında farklılık var mıdır?
Türkiye’de eğitimde fırsat ve olanak esitliği hangi düzeyde gerçeklesmekte ve bundan kim-lersorumludur?
Türkiye’de eğitimin piyasalastırılması, sosyal devlet ve sosyal adalet anlayısıyla nasıl
açıklanabilir?
Türkiye’de temel eğitim uygulamaları, bireyi ne derece özgürlestirici içeriğe sahiptir?
Türkiye’de temel eğitim bireyin özgünlüğünü desteklemekte midir?
Türkiye’deki temel eğitim ortamları -örgün-, ne derece çocuk ve gençlere yöneliktir?
Türkiye’deki temel eğitim politikalarını üreten ve yöneteler, çocukluk ve gençlik kavramlarına
iliskin alanyazını ne derece bilmektedirler?
Türkiye’de temel eğitim örgütlerinin yönetimi, örgün yöneticilik eğitimi alanlar tarafından mı
gerçeklesmektedir?
Türkiye’nin bir öğretmen yetistirme politikası var mıdır?
Türkiye’ de öğretmen kimdir?
Türkiye’de öğretmen istihdamı nasıl yapılmaktadır?
Türkiye’de öğretmenlerin sorunları var mıdır?
Türkiye’de öğretmenlerin tükenmislik düzeyi nedir?
Türkiye’de öğretmenlerin is doyum düzeyleri nedir?
Türkiye’de öğretmenlerin saygınlığı nasıldır?
Türkiye’de temel eğitim sürecinde yer alan diğer isgörenlere iliskin sorunlar var mıdır?
…
Bu soruları çoğaltmak olanaklıdır. Yukarıda sıralanan ve eklenecek yeni sorulara yanıt bulma,
doğal olarak bilimsel bir anlayısla yapılmalıdır ve bu is daha çok bilimcilerin isidir. Birçok
arastırma da yapılmıs ve yapılmaktadır. Ancak elde edilen sonuçlara -yanıtlara- iliskin
sahiplenme ve uygulama isi ise tamamen politik karar vericiler ile uygulayıcılara aittir. Bunun
bilincinde olan sorumluların isbirliği, ülkede iyi temel eğitimin yasama geçirilmesini
sağlayarak, toplumsal gönenci yükseltecektir. Bu uyarı algılanamaz ve gereği yapılamazsa
Türkiye’deki temel eğitim sistemi kaçınılmaz sona doğru hızla sürüklenebilir. Temel eğitim
sistemi, bireyi yönergelerle kusatan, seçimlerine olanak sağlamayan, özgürlüğünü ve
özgünlüğünü yok eden uygulamalar içeren bir eğitim modeli olan Mario Eğitim Modeline
(Ural 2011) dönüsür. Açık bir savunucusu olmayan ancak yaygın bir uygulayıcıya sahip olan
model, bireyi; aile, okul ve çalısma yasamında gereksiz yönergelerle kontrol altında tutmayı
amaçlamaktadır. Mario Eğitim Modeliyle yetistirilen -üretilen- bireyin, bireysel ve kitlesel
kullanıma uygunluğu hedeflenmektedir. Böylece araçsallastırılmıs birey, üreticisine -
kullanıcısı- daha uzun süreli fayda sağlayacaktır. Mario Eğitim Modeli, eğitimin bireyi
özgürlestirici ve özgünlüğünü destekleyici doğasını değistirerek, bireyin kendini yönetme
yeterlik ve hakkını da yok saymaktadır. Mario Eğitim Modeliyle eğitilen birey, bağımsız
olarak var olma yeterliği yok edilmis, sosyal bağları zayıflatılarak yalnızlastırılmıs ve
yönergesiz bir yasam üretemez hale getirilmistir. Türkiye’deki temel eğitim sürecini,
kapitalizmin eğitime iliskin bir yorumu olarak da tanımlanabilecek; bireyi, egemenin komut
ve eylemlerine bağımlı kılan Mario Eğitim Modeline karsı koruma ve kollama görevi
toplumsal sorumluluk gereği herkese aittir.
Kaynakça
MEB. (2005). PISA 2003 Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Projesi, Ulusal Nihai Rapor.
Eğitim Arastırma ve Gelistirme Dairesi Yayınları.
MEB. (2007). PISA 2006 Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Projesi, Ulusal Ön Rapor.
Eğitim Arastırma ve Gelistirme Dairesi Yayınları.
OECD. (2011). OECD Programme for International Student Assessment PISA.
http://www.pisa.oecd.org/pages/0,2987,en_32252351_32235731_1_1_1_1_1,00.html Erisim:
06.09.2011.
URAL, A. (2009). Good Elementary Education. Procedia – Social and Behavioral Sciences,
1(1), 1249-1254.
URAL, A. (2011). Mario Eğitim Modeli -MEM-. Elestirel Pedagoji. Sayı: 13. Ankara.